Bugünkü makalemizde “Huluç ne demek” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.
Huluç Ne Demek? Kayseri’de Bir Kelimenin Peşine Düşen Hikâye
Benzer Konular: Kasa banko ne demek ?
Kayseri’nin kışları sert olur derler, ama bazı soğuklar sadece havada değil, insanın içinde de gezinir. Ben o kış akşamını hâlâ unutamıyorum. Üzerimde kalın montum, elimde yarım kalan bir simit, otogarda banklardan birine oturmuş bekliyordum. Telefonum cebimde titriyor ama açmak istemiyordum. Çünkü bazı mesajlar insanın içini daha da üşütür.
O an kafamın içinde tek bir kelime dönüp duruyordu: “Huluç.”
Bir Kelimenin Peşine Düşmek
“Huluç ne demek?”
Bunu ilk kez çocukken duymuştum. Mahalledeki büyüklerden biri bir çocuğa kızarken söylemişti. Sert bir tonla, biraz da kırgınlıkla:
“Ulan huluç, yine ne yaptın?”
O zamanlar anlamamıştım. Sadece ses tonu kalmıştı aklımda. Kelimenin kendisi değil, taşıdığı duygu yer etmişti içime. Biraz aşağılayan, biraz da sitem eden bir şeydi. Ama tam olarak neydi, bilmiyordum.
Yıllar sonra Kayseri’de tek başıma yaşarken bu kelime yeniden karşıma çıktı. Ve bu kez sadece bir kelime değildi. Bir hikâyeye dönüşmüştü.
İçimdeki duygusal taraf hemen konuştu:
“Bu kelimenin içinde bir kırgınlık var. Birine söylenmiş ama aslında sevgi de taşıyan bir kırgınlık.”
Ama içimdeki sessiz, hesap yapan taraf da boş durmadı:
“Önce anlamını net öğrenmelisin. Duygular, doğru bilgi olmadan yanıltıcı olabilir.”
İkisi de haklıydı. Ama ben o an sadece hissetmek istiyordum.
Kayseri Otogarı ve İçimdeki Boşluk
O gün otogarda otururken dışarıda kar hafif hafif yağıyordu. İnsanların ayak sesleri yankılanıyordu. Herkes bir yerlere gidiyor, birilerinden kaçıyor ya da birilerine yetişmeye çalışıyordu.
Ben ise olduğum yerde kalmıştım.
“Huluç ne demek?” sorusu zihnimde dönüp duruyordu ama aslında mesele kelime değildi. İçimde başka bir şey vardı. Adını koyamadığım bir hayal kırıklığı.
Bir arkadaşımın bana söylediği ağır bir söz vardı birkaç gün önce. O sözün etkisi hâlâ üzerimdeydi. İçimde bir yer kırılmıştı ama kimse görmemişti. Belki de bu yüzden zihnim eski bir kelimeye tutunmuştu.
İçimdeki duygusal taraf fısıldadı:
“Bazen insan bir kelimeye değil, o kelimenin hatırlattığı şeye takılır.”
Ve o an fark ettim: “huluç” sadece bir kelime değildi benim için. Çocukluğun, anlam veremediğim çıkışların, kırgın bakışların bir sembolüydü.
Huluç Ne Demek? Geçmişten Gelen Bir Ses
Ertesi gün dayıma sordum. Kayseri’nin eski mahallelerinden birinde büyümüş, kelimeleri hâlâ eski haliyle kullanan biriydi.
“Huluç ne demek?” dedim.
Bir an durdu. Gülümsedi ama öyle neşeli bir gülümseme değildi bu. Daha çok geçmişi hatırlayan bir insanın gülümsemesiydi.
“Biz küçükken yaramaz, laf dinlemeyen çocuklara derlerdi,” dedi.
“Biraz saf, biraz da başına buyruk anlamında.”
O an içimde bir şey kıpırdadı.
Demek ki yıllardır kafamda büyüttüğüm kelime aslında buymuş.
Ama garip olan şu ki, anlamını öğrenmek beni rahatlatmadı. Tam tersine daha da düşündürdü.
Çünkü “huluç” sadece bir tanım değildi. Bir etiket gibiydi. İnsanların birbirine yapıştırdığı, bazen kırıcı, bazen de şefkatli bir etiket.
İçimdeki duygusal taraf hemen konuştu:
“Bana da zamanında böyle bakmış olabilirler mi?”
İçimdeki sessiz taraf ise daha sertti:
“Etiketler gerçeği anlatmaz, sadece kolaylaştırır.”
Ama ben ikisinin arasında sıkışıp kalmıştım.
Bir Çocukluk Hatırası ve İlk “Huluç”
Hatırladım.
İlkokuldaydım. Öğretmen tahtaya kalkmamı istemişti. Bir şey anlatmam gerekiyordu ama heyecandan dilim dolaşmıştı. Sınıfta birkaç kişi gülmüştü. O an yüzüm kızarmıştı.
Teneffüste bir arkadaşım omzuma vurup gülerek demişti:
“Sen tam huluçsun ya.”
O zaman anlamamıştım ama gülüp geçmiştim.
Şimdi ise o anı hatırlayınca içimde ince bir sızı hissettim. Meğer o kelime, benim farkında bile olmadan taşıdığım bir şeymiş.
Hayal kırıklığı hissettim.
Çünkü bazı kelimeler insanın üzerine yapışır. Ve yıllar geçse de tamamen çıkmaz.
Huluç Ne Demek? İçimdeki Çatışma
Günler geçtikçe bu kelime zihnimde büyüdü. Bir yandan anlamını öğrenmiştim ama diğer yandan kendi içimde yeni anlamlar yüklemeye başlamıştım.
Bir akşam eve dönerken yürüyordum. Kayseri’nin soğuğu yüzüme vuruyordu. Sokak lambalarının altında kar taneleri parlıyordu.
İçimde iki ses konuşmaya başladı.
İçimdeki duygusal taraf dedi ki:
“Sen huluç değilsin. Sadece fazla hisseden bir insansın. Belki de bu yüzden yanlış anlaşılıyorsun.”
Ama içimdeki gerçekçi taraf hemen cevap verdi:
“İnsanlar seni nasıl tanımlıyorsa, bir noktada onunla yüzleşmen gerekir.”
O an durdum.
Gerçekten huluç ne demekti benim için?
Bir kelime mi?
Bir çocukluk hatası mı?
Yoksa insanların birbirini anlamadan verdiği hızlı hükümler mi?
Cevap net değildi.
Ve belki de bu belirsizlik daha gerçekti.
Kırgınlık, Kabul ve Sessiz Bir Barış
Bir süre sonra şunu fark ettim: Ben o kelimeye kızgın değildim. İnsanlara de kızgın değildim.
Asıl kırgınlık, anlaşılmama hissiydi.
“Huluç ne demek?” sorusu artık sadece bir anlam arayışı değildi. Kendimi anlamaya çalışmanın bir yoluna dönüşmüştü.
Bir gece günlüğüme yazdım:
“Beni huluç sananlar oldu. Belki de gerçekten öyleydim. Ama kimse neden öyle olduğumu sormadı.”
O an gözlerim doldu. Ama bu bir zayıflık değildi. Aksine bir rahatlamaydı.
Çünkü ilk kez kendime dürüst oluyordum.
İçimdeki duygusal taraf sessizce dedi ki:
“Artık kendini saklama.”
İçimdeki mantıklı taraf bile bu kez itiraz etmedi.
Okuyucularımıza “Huluç ne demek” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Kede ekibi olarak bizi okumaya devam edin!
Huluç Ne Demek? Sonunda Anladığım Şey
Zamanla şunu öğrendim: Bazı kelimelerin tek bir anlamı yoktur. “Huluç” da onlardan biri.
Sözlükte basit bir karşılığı olabilir. Ama insanın içinde bambaşka yerlere dokunur.
Benim için “huluç” artık sadece yaramaz ya da saf bir çocuk anlamına gelmiyor. Aynı zamanda yanlış anlaşılmış bir duygunun adı.
Bazen fazla duygusal olduğum için, bazen düşündüğüm şeyi doğrudan söylediğim için, bazen de sadece olduğum gibi olduğum için o kelimeyi taşıdığımı hissediyorum.
Ama artık bundan kaçmıyorum.
Çünkü o kelimeyi kabul ettiğimde, aslında kendimi de kabul etmiş oluyorum.
İçimdeki duygusal taraf son kez konuşuyor:
“Belki de huluç olmak kötü bir şey değildir. Belki de sadece insan olmaktır.”
Ve bu düşünceyle, Kayseri’nin soğuk akşamında içimde ilk kez sıcak bir şey hissediyorum.