Dünyanın En Çok Oynanan Oyunu Nedir? Bir Genç Yetişkinin Bakış Açısıyla
Dünyanın en çok oynanan oyunu nedir? Bu soru, her şeyden önce “Dünyanın en çok oynanan oyunu kim?” sorusuna benziyor. Çünkü bir oyun, gerçekte tüm dünya tarafından oynanıyorsa, tabii ki o oyun da “dünyanın en çok oynanan oyunu” oluyor, değil mi? Ama sonra birden bir arkadaşımın dediği gibi, “Oyun oynamak diye bir şey var mı? Hepimiz zaten hayatın oyununu oynamıyor muyuz?” diyorsunuz. Bir bakıma doğru, değil mi? İzmir’de, kafelerde kahve içen, deniz kenarında sohbet eden insanlar arasında, kimse “Dünyanın en çok oynanan oyunu nedir?” diye sorgulamıyor. Ama oyun deyince aklıma önce Playstation’da yapılan sıkı rekabetler, bilgisayarda saatlerce sürdürdüğüm Fortnite oyunları ve tabii ki sokakta oynanan, insanların yaşamlarında pek çok kez tekrar ettikleri, doğal bir oyun gibi görünen şeyler geliyor.
O zaman haydi, hep birlikte bu “dünyanın en çok oynanan oyunu nedir?” sorusunu bir de benim gözümle inceleyelim.
Dünyanın En Çok Oynanan Oyunu: İnsan Olmak mı?
İzmir’de bir gün sahilde, elimde bir kahveyle arkadaşlarımla sohbet ederken birden aklıma takıldı: “Acaba dünyanın en çok oynanan oyunu nedir?” Biraz düşündüm, soruyu iç sesime sordum. “Beynimde hangi oyunları oynadığımı saymaya başlasam, belki farkına varırım?”
Bir yanda bana gelen mesajlar, diğer yanda o an yaşadığım sosyal medya travmaları… Ama sonra şunu fark ettim: Birçok insan, o kadar çok insan “her şeyin bir oyun” olduğunu kabul etmiş ki, dünyanın en çok oynanan oyunu aslında insan olmak olmalı. Çünkü her gün yeniden doğuyoruz, her gün yeniden oyuna başlıyoruz. Yani, ne zaman kalktık, kimle konuştuk, ne düşündük… Bunlar hep bir oyun değil mi? Günün sonunda, birer “piyon” olarak oynadığımız, bazen kaybettiğimiz, bazen kazandığımız bir oyun!
İç sesim devreye girdi:
İç ses: “Evet, ‘oyun’ dediğin şey, bu zaten. Hayatta her şey bir rekabet. Neyse ki bu yazıyı yazarken kimse bana ‘Kaybettin!’ diye bağırmayacak. Ama dikkat et, yine de dünyadaki herkes seni okuyor olabilir…”
Oyunlar, Gerçekten Oyun mu?
Şimdi hemen bu soruyu sormak lazım: “Oyun nedir?” Gerçekten çok düşündüm. Çünkü bazen insanlar, oyunları sadece video oyunlarıyla, konsol oyunlarıyla ya da mobil uygulamalarla sınırlıyor. Ancak gerçek dünyada en çok oynanan oyunlar genellikle… İnsanın kendi düşünceleriyle oynadığı oyunlar oluyor.
Mesela sabah işe gitmek için uyanan biri, kahvesini alırken “Ben neden hala buradayım?” diye düşünürken kendisiyle oyun oynuyor aslında. Yani “hayatın anlamını” sorguluyor. Bu, dünyanın en çok oynanan oyunları listesinde kesinlikle yer alması gereken bir şey.
Arkadaşım: “Abi, bu sabah uyanınca evin salonuna girdim, yere düşen ayakkabımın üstüne basmadım. Bu da bir oyun muydu?”
Ben: “Tabii ki, bu oyun ‘evde dikkati kaybetmeme oyunu’. Şampiyonluk senin!”
Bazen, İzmir’in kalabalık caddelerinde yürürken, taksiye binip binmemek arasında da bir oyun oynadığımı hissediyorum. Taksiye binmek, hem para kaybetmek hem de sabah trafiğinde bir saat kaybetmek gibi bir şey, ama aynı zamanda da rahat bir yolculuk. Burada esas soru şu: Taksiye binerken oyun kazanılır mı? Cevap basit: Taksinin içindeki sürücüyle nasıl konuştuğuna bağlı.
Dijital Oyunlar: Gerçekten Dünyanın En Çok Oynanan Oyunu mu?
Şimdi, konuyu biraz daha açalım. Birçoğumuzun “dünyanın en çok oynanan oyunu nedir?” sorusuna verdiği cevaplar, genelde video oyunlarıyla ilgili oluyor. Hani herkesin bilgisayarında mutlaka oynadığı, telefonundan bir türlü kapatamadığı oyunlar var ya… Fortnite, PUBG, League of Legends, Clash Royale… Bu oyunlar gerçekten çok popüler. Ama bu popülarite de acaba hangi amaca hizmet ediyor? Bizim gibi genç yetişkinlerin zamanını boşa harcıyor gibi gözükse de, bence bazen bu oyunlar, insanın kafasını dağıtma çabasıdır. Sonuçta, kimse gerçek hayatta kaybetmek istemiyor değil mi?
Bir arkadaşım bir gün bana, “Abi, bu Fortnite’ı oynaman gerçekten gereksiz. Sadece digital avatarları öldürüyorsun” dedi. Ben de ona şöyle cevap verdim:
Ben: “Bak, ben sana bir şey diyeyim. Herkesin kafasında bir Fortnite haritası var. Kimi sosyal medyada, kimi iş yerinde, kimi de ilişkilerinde… Biz de birer avatarız. Şimdi düşünsene, o haritada nereye gideceğiz?”
Ve işte bu kadar basit. İnsanlar bu oyunlarda yarışırken, aslında aynı rekabeti gündelik yaşamda da yapıyoruz. Aslında, dijital oyunlar sadece bu gerçek dünyanın sanal versiyonları.
Sosyal Medya: Gerçekten Oynanan En Büyük Oyun
Gelelim, “Dünyanın en çok oynanan oyunu nedir?” sorusunun belki de en güncel ve en güçlü cevabına: Sosyal medya! Ah, sosyal medya! Bu işin kralı sensin! Her an sürekli oynadığımız bir oyun… TikTok, Instagram, Twitter, Facebook; bu platformlar hepimizin her gün birkaç saatini alıyor, “scroll” yaparken bile kendimizi kaybediyoruz. Bazen Twitter’da güncel bir trendin içine girdiğimizde, ne olduğunu anlamadan arka planda bir oyun oynuyoruz aslında. O yüzden bu oyunu kazananlar arasında olmak, bazen sadece doğru hashtag’i bulmaya, trendi takip etmeye ya da “işinize geleni” yazmaya bağlı.
Örneğin bir gün Instagram’da en yakın arkadaşımla bir fotoğraf paylaşıyorum. O an, fotoğrafın altına yazdığım esprili başlıkla, hem kendi hayatımda küçük bir zafer kazanıyorum, hem de arkadaşımın samimi tepkisini alıyorum. Gördüğünüz gibi, sosyal medya hem gerçek hayatta hem de dijitalde oynadığımız devasa bir oyun.
Sonuç: Herkesin Oyununu Seçmesi Gerek
Sonuç olarak, dünyada oynadığımız en büyük oyun belki de kendi hayatımızı yönetme oyunu. Bazen video oyunları gibi heyecanlı, bazen sosyal medya gibi yorucu ama her zaman eğlenceli. İşin aslı, dünyadaki en çok oynanan oyun, sadece kendimize her gün yeni bir yaşam haritası çizmeyi başarmak! O yüzden, “Dünyanın en çok oynanan oyunu nedir?” sorusunu her gün yeniden soralım. Kim bilir, belki de cevabımızı biraz daha derinlerde bulabiliriz!
Düşünmeye devam et, oyun bittiğinde kazanan sensin.